ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAMAK GEREK

 

 

 

Prof.Dr.A.İlter TURAN

                                                                        SİYASET PENCERESİ

 

İsrail’in açık denizlerde Türkiye’den yola çıkarak Gazze’ye malzeme götüren bir yardım konvoyunu uluslararası sularda sert askeri yöntemlerle durdurması salt Türkiye’de değil, birçok ülkede protestolara yol açmış bulunuyor.  Yapılan eylemin savunulacak yanı yoktur. Gemiler silahsız ticaret gemileridir. Yükleri yardım malzemesinden oluşmaktadır. Henüz uluslararası sularda seyretttikleri için herhangi bir ülkenin yasalarını ihlal etmemişlerdir. Şayet ihlal etmiş olsalardı dahi, izlenecek yok herhalde gün ağarmadan silahlı komandolarla ana gemiye çıkartma yapmak değil, tüm gemileri savaş gemilerinin nezaretinde güvenli bir limana çekmek, orada yüklerini boşaltarak, yardım malzemesini Gazze’ye sevketmekti. 
 
            Yaşanan üzücü olayların Gazze’ye yardım götürülmesini isteyenler açısından olumlu sonuçlar doğurduğuna şüphe yok. İlkin, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargonun makul ölçülerden uzak olduğu ayrıntılarıyla gözler önüne serilmiştir. İkinci olarak olay, uluslararası camianın İsrail’i Gazze’de uyguladığı politikayı gözden geçirmesini talep eden çabalarının yoğunlaşmasıyla sonuçlanmıştır. Üçüncü olarak, İsrail’in nasıl bir yalnızlık ve tedirginlik içinde yaşadığı ve korkunun yol açtığı bir aşırı güç kullanma batağına girdiği açığa çıkmıştır. Bu durumu görenlerin, İsrail’in İran’a da müdahaleye girişeceği ve zaten zor olan bir meselede bir çözüme ulaşmayı zorlaştıracağını tahmin etmeleri beklenir.
 
            Hepimizin gördüğü gibi, İsrail’in eyleminin eleştirilmesinde, bunlara karşılık verilmesinde Türkiye önder rolünü oynuyor. Türkiye’nin bu rolü sahiplenmesi sadece saldırıya konu olan geminin (bandırası hariç) bir Türk gemisi olmasından kaynaklanmıyor. Türkiye bölge lideri rolünü perçinlemek ve Filistin sorununun salt İsrail ve Amerika’ya bırakılarak çözülemeyeceğini göstermek için gayret gösteriyor. Ayrıca, insani konulara duyarlılık ileri sürülüyorsa da, aynı duyarlılık bazen ülke içinde bile ortaya konmadığı için, dini saiklerden kaynaklanıyor olması daha inandırıcı gözüküyor. Yine de, Türk dış politikasının amaçlarını, bunları gerçekleştirmek için başvurulan yolların kabul edilebilir olması koşuluyla, hepimiz benimseyebiliriz. İsrail’in uluslararası örgütlere şikayet edilerek  İsrail’i kınayan kararlar istenmesi, İsrail’in hukuksuz davarnışlarının uluslararası bir komisyon tarafından incelenmesi doğru yöntemlerdir. Keza, gemi yolcularının, yaralıların, cenazelerin iadesinin ve gemilerin serbest bırakılmasınının istenmesi normaldir.
 
            Bu olaylar içinde beni rahatsız eden, yukarda anlattıklarım değil. Başbakanımız konuyu iç politika malzemesi olarak kullanma gayretine girmiş bulunuyor. Amaçlamasa da, her gün yaptığı konuşmalarda, İsrail düşmanlığını (bunu kalabalıklar Yahudi düşmanlığına dönüştürebiliyor)  körüklüyor, Türkiye’nin dini motiflerden beslenen bir dış politika uyguladığı izlenimlerini güçlendiriyor, ayrıca olaya İsrail’e karşı itina ile tasarlanmış bir tertip havası kazandırıyor. Doğru biliyorsam, bizim amacımız Filistin sorununun barışçıl yöntemlerle, hem Filistinliler’e hem israil’e hayat hakkı tanımlayarak çözülmesidir. Bunun için uyguladığımız politikalarda İsrail’le ilişkilerimizi tümden koparacak  biçimde hareket etmemeliyiz. Ayrıca, kamuoyunu fazla tahrik ederek, kendi eylemimizle opsiyonlarımızı daraltmamalıyız. Kısacası, tepkilerimizde, sözlerimizde, icraatımızda  ölçüyü kaçırmamaya dikkat etmeliyiz, yoksa biz olayları değil, olaylar bizi yönetmeye başlar.  

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap