CUMHURİYET HALK PARTİSİ ETKİN MUHALEFET OLABİLSE!

 

Prof.Dr.A.İlter TURAN

                                                                    SİYASET PENCERESİ

Birisi size Türk siyasetinin en büyük zaafı nedir dese, acaba ne derdiniz? Cevap vermenin pek kolay olmadığının bilincindeyim. Mesela ortak değerlerimiz yok, uzlaşmayı bilmiyoruz, siyaseti terbiye kuralları içinde yürütemiyoruz ve hep kavga ediyoruz diyebilirsiniz, hepsi doğrudur. Ancak bütün bu sıkıntılarar rağmen, siyasi süreçler işliyor. Hatta, bazı şikayet konularında iyileşmeler olduğunu dahi beaklenebilir. Örneğin, Başbakanımız, ana muhalefet liderinin kullandığı ve zerafete muhtaç sıfarlardan rahatsız olduğunu belli etti. Bakarsınız, kendisinin benzer sıfatları kullanmasının isabetini sorgular. Böylece, siyasette kullanılan dilin seviyesinde iyileşmeler olur.

 

            Türk siyasetinin en büyük zaafı nedir sorusunu bana soracak olursanız, muhalefet eksikliği derim. “Nasıl muhalefet eksik diyorsunuz, üç tane muhalefet partisi Meclis’te; bunun dışında parlamentoda temsilcisi olmayanları da unutmamalı,” diye itiraz edecek olursanız, maksadım başka. Evet parti sayısından yana sıkıntımız bulunmuyor ama iktidar adayı parti konusunda bir güçlük yaşadığımızı herhalde siz de görüyorsunuz. Başka şekilde ifade edecek olursak, günümüzde bir veya iki seçim sonra iktidar partisinin yerini alması beklenebilecek bir parti yok. Halbuki demokrasinin temel direği etkin muhalefettir. Etkin muhalefetten, herhangi bir seçimde iktidarın yerini alabilecek nitelikte bir muhalefeti kastediyorum. Toplumda etkin muhalefet olmayınca, iktidarın sorumsuzlaşması, otoriterleşmesi, hizmete edici olmak yerine hükmedici bir yaklaşımı benimsemesi kolaydır.

 

            Cumhuriyet Halk Partisi’nde geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmeler, kısa bir süre önce Saadet Partisi’nde meydana gelen gelişmelerle bir araya getirilince, acaba geleceğe daha ümitle bakabilir miyiz diye heyecanlandım. Hemen belirteyim, CHP içindeki mücadelenin henüz sonuçlandığını ve yenileşmeyi temsil eden Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının partide egemen olduğunu söylemek için erken. Eski genel sekreter Sav ve arkadaşlarının örgütte belirli bir desteğe sahip olmaları bir yana, her türlü hukuk yolunu deneyerek kaybettikleri güce yeniden kavuşmayı deneyeceklerini söylersem, bilmem yanılır mıyım? Yine de artık belli ki bir değişim kapısı açılmıştır. Partinin canlılık kazanması, üyelerin değişim sonunda partilerine toplumdan gelen desteğin arttığını görerek eski yöneticlere bekledikleri desteği vermemesi beklenebilir.

 

            Türkiye’nin siyasetine 1980 öncesinden itibaren yön veren kuşak şu veya bu şekilde siyasetten tasfiye oluyor.  Demokrati Parti’yi canlandırma çabaları tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. MHP seçmen katında ciddi bir ilerleme kaydeder gibi görünmüyor. Saadet Partisi geleceğe hazırlanmak yerine kendi hayal dünyasına dönmeyi tercih etti. Yeni Türkiye’ye uyum sağlamakta en fazla güçlük çeken partilerden CHP’deki değişim sürecinin nasıl başladığını unutmak herhalde tartışmaya konu yapmaktan evladır. Fakat giderek daha iyi anlaşılıyor ki, değişiklik genel başkandan öteye genel sekreterin yenilenmesini gerektiriyormuş.

 

            Türk demokrasisinin etkin muhalefet ihtiyacı giderilmeden demokrasimiz sağlamlaşamaz. Şu anda buna cevap verebilecek tek örgüt CHP. Seçimler hızla yaklaşıyor. Keşke diyorum CHP etkin muhalefet olabilse! 

 

 

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap