ÖFKE İLE KALKAN ZARARLA OTURUR

ÖFKE İLE KALKAN ZARARLA OTURUR

İlterTURAN                                      

                                                                    siyaset penceresi

 

Başbakanımızın sözlerini teypten deşifre ettirseniz. Kimliğini açıklayabilecek sözleri çıkartıp, metni İngilizce ya da Fransızca’ya çevirterek bir yabancı dostunuza okuttursanız. Konuşanın kim olduğunu ve hangi ortamda konuştuğunu tahmin etmesini isteseniz, sizce cevap ne olurdu? Bazen soruyu cevap ne olmazdı diye yanıtlamak daha kolay. Eminim ki, sözlerin sahibinin demokrasi ile yönetilen, etkileyici ekonomik performans sergileyen, yetmiş milyonluk, iddialı bir ülkenin başbakanı olduğunu kimse tahmin edemezdi. Neden mi ? Sayalım, böyle bir konuşma üslubu bir başbakan tarafından kulllanılmaz. Böyle incelikten uzak, nuanstan yana fakir, tutarlığı zayıf bir düşünce sisteminin bir başbakanda bulunması beklenmez. Demokrasi ile yönetilen bir ülkede hükümet başkanı medyaya ve muhalefete bu kadar saygısızca yaklaşmaz. Bir başbakan, yurtdışı temaslarında diplomatik nezaket kurallarındann bu kadar uzaklaşmaz. İsterseniz listeyi uzatmaya devam etmeyeyim. Uzattıkça, sizi bilmem ama, ben çok üzülüyorum.

 

         Acaba başbakanımız bu hallere neden düştü? Biliyoruz, hiç hesapta yokken, türban sorununa sahip çıkıp, sonuç getirici birşeyler yapmak mecburiyetini hissetti. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi, çevresi MHP’nin oyununa geldik diye yakınıyor.  Ancak, esas sorumlu başbakanımızın fevri tabiatı. Tahrikler karşısında beklenmedik çıkışlar yapıyor. İkinci, üçüncü adımlarının ne olacağını, muhaliflerinin neler yapabileceğini kestirmiş, ortama nasıl egemen olacağını tasarlamış değil. Dolayısıyla, canını sıkan, kendisine istenmedik adımlar attıran durumlarla karşılaşıyor. Geri adım atamaz mı? Hayır, Başbakanımız inatçı.Yaptığı işin doğruluğu konusunda tereddüde düşse bile, geri adım atmayı zaaf işareti sayıyor, direniyor. Tabii, bu sefer de işler rast gitmiyor. Canı sıkılıyor, asabileşiyor. Sinirler bozulunca, aslına rücu süreci başlıyor. Üslup bozuklukları, tutarsızlıklar, nezaket aşınması, tahammülsüzlük, demokratik olmayan davranış biçimlerine yöneliş.


 

         Pekiyi, başbakanı denetleyecek mekanizmalar yok mu? İnsan olması gerekir diye düşünüyor. Neticede başbakan bir partinin genel başkanı. Partinin teşkilatı var, parlamentoda çoğunluğu oluşturan grubu var,  hükümette bakanları var. Bunların başbakanı denetlemeleri, sakinleştirmeleri, istikrar ve demokrasiye daha elverişli bir yola sokmaları gerekmez mi? Evet demek kolay da, iş öyle olmuyor. İlkin, partinin teşkilatı partiye oy veren seçmene göre daha muhafazakar, hatta dinci. Bırakın başbakanı yatıştırmayı, mevcut din-devlet dengesini ve laiklik yorumunu beğenmedikleri için, başbakanı daha fazlasını yapmıyor diye eleştirmeleri muhtemel. Parlamento ve bakanlar kurulu ise, başbakanı dengeleyecek güce sahip değil. Tam tersine, başbakan parlamento grubunu ve bakanları denetleyecek durumda. Unutmayalım, milletvekillerinin adaylığı konu olunca, tek seçici başbakan. Farklı ses çıkaranların çoğunu 2007 seçimlerinde listeye koymadı. Bakanlar kurulu da başbakanın görevlendirdiği ve ona karşı çıkamayacak bir kadro.

 

         Başbakanın öfkesini denetleyecek mekanizmalar yok denecek kadar zayıf ve işlemiyor. Oysa biliyoruz ki, öfkeyle kalkan zararla oturur. Üstelik hepimiz zararlı çıkıyoruz. Keşke başbakanımız bir kış tatiline çıksa. Belki sakinleşir.

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap