KRALIN DÜŞMANI KRALCILARDIR

 

Prof.Dr.A.İlter TURAN

                                            SİYASET PENCERESİ

“Kralın en büyük düşmanı kralcılardır.” Geçen akşam bir yemek sırasında dostum Emekli Amiral  Işık Biren’den duydum bu sözleri. Çok hoşuma gitti. Daha önce duymamış olmama şaşırmadım dersem yalan olur. Her mekanda ve her  zaman geçerli sözler. Bu özdeyişle anlatılmak istenen acep nedir, isterseniz önce onu biraz irdeleyelim. Başkaları hakkında kararlar verebilecek, bir kısım kaynakları dağıtmak yoluyla bazılarını kazançlı çıkararak sevindirecek, diğerlerini mahrumiyete uğratacak mevkilere gelenlerin etrafında, kaderini mevki sahibinin (kısaca lider diyelim) başarısına bağlamış, onunla birlikte yükselmiş bir ekip vardır. Tabii, kişi liderliğe yükselince, ekibe katılmak isteyenler de artar. Bir kısım zevat liderin etrafında pervane olur, onu memnun ederek kendilerine bir yer bulmaya uğraşırlar. Yer edinenler de, elde ettiklerini kaybetmemek için lideri kızdırmamaya, onu her bakımdan hoş tutmaya gayret ederler.  Tehlike burada başlar. Liderin üzülmemesi için, onu üzeceği, kızdıracağı tahmin edilen olaylar ona aktarılmaz veya onu rahatsız etmeyecek biçimde saptırılır. Onun görüşlerine uymayan görüşlerin dile getirilmesinden kaçınılır. Liderin hoşuna gitmeyen şeyler söyleyenler ve yapanlar kötü niyetli ilan edilir. Onların ezilmesi, cezalandırılması, en azından dışlanması istenir.

 

            Aslında karşılaştığımız olay, pek karışık olmayan basit bir çıkar durumudur. Lider sayesinde kendileri de mevki sahibi olanlar, konumlarını kaybetmek istemezler. Güç ve nüfuz sahibi olmak tatlıdır, buna bir de maddi menfaat eklenirse, elde edilen konumu korumak için kişi birçok konuda özveriye açık hale gelir. Güçlerini liderden alanların bunu devam ettirmeleri, doğal olarak, liderin konumunu korumasına bağlıdır. Şayet lider, bu olguyu farketmez ya da cazibesine dayanamazsa, toplumdan gelen sesleri duyamaması, şikayetleri ciddiye almaması, genel çıkarları kollamak yerine çevresindekilerin çıkarını yerleştirmesi kolaylıkla söz konusu olabilir.

 

            Bu tehlikeyi bertaraf etmenin çaresi var mıdır? Vardır da, uygulaması kolay değildir. Liderin kendisini memnun etmeyen şeylerin söylenmesine karşı hoşgörülü davranması, hatta eleştiriyi teşvik etmesi, toplumdan gelen iletişim kanallarını açık tutması, kendisinin olağanüstü bir şahsiyet olduğuna ilişkin iltifatlara itibar etmemesi lazımdır.  Sadece çevresini saran ve onun görevde bulunması sayesinde kendileri de kazançlı çıkan kişilerin bu konularda yardımını beklemek doğru değildir. Ne de olsa onlar çözümün değil, sorunun bir parçasıdırlar. Bir kısım kurumsal çözümler oluşturulabilirse de, esas olan liderin kendisinin tehlikeyi farkında olması ve ona göre davranmasıdır.

 

            Ben bu yazıyı niye yazdım diye soracak olursanız, cevabım yok. Bildiğiniz gibi, gerek iktidar  partimiz gerek muhalefetimizin liderleri, çevresini dinleyen, her türlü eleştiriye açık olmaktan öteye bunu teşvik eden, toplumla iletişim kanallarını açık tutan mükemmel insanlardır. Fazla iltifattan rahatsız olurlar. Çevreleri sadece ülkeye hizmet aşkıyla yanan insanlarla doludur. Mevkilerini kaybetmekten  korkmazlar. Zaten, yazıma  başlarken aklıma Zimbabwe Başkanı Mugabe düşmüştü.

 

 

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap